Tıbbi Müdahale Kavramı

Anayasamız ve Biyotıp Sözleşmesinde tıbbi müdahalenin genel çerçeve ve sınırları çizilmektedir. Bu bilgiler uyarınca, tıbbi müdahale, kişilerin ruh ve beden sağlığına yönelik herhangi bir noksanlığı veya hastalığı teşhis, tedavi etmek; tedavinin mümkün olmadığı hallerde hastalığı hafifletmek, ilerlemesini ve kötüye gitmesini önlemek, acıları dindirmek, ortaya çıkmamış ama çıkması muhtemel hastalıkları önlemek ya da yasadan kaynaklı olarak nüfus planlaması amacıyla yapılan, kanunun yetkilendirdiği kimselerce tıp biliminin öngördüğü genel kural ve esaslar uyarınca gerçekleştirilen her türlü faaliyettir.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 4. Maddesinin 1. Fıkrasının g bendinde de tıbbi müdahale;

Tıbbi müdahale: Tıp mesleğini icraya yetkili kişiler tarafından uygulanan, sağlığı koruma, hastalıkların teşhis ve tedavisi için ilgili meslekî yükümlülükler ve standartlara uygun olarak tıbbın sınırları içinde gerçekleştirilen fizikî ve ruhî girişimi,

olarak ifade edilmektedir.

Tıbbi müdahale, doktrinde ileri sürülen düşünceleri kapsar nitelikte; uygulamanın tıp mesleğini icraya yetkili kişilerce yapıldığı, teşhis, tedavi veya hukuka uygun amaç çerçevesinde, kişinin yapılacak müdahaleden beklediği menfaatine uygun olarak, tıbbın sınırları içerisinde bulunan fiziki ve ruhi girişim olarak da tanımlanabilmektedir.
Yukarıdaki tanımlardan da anlaşılacağı üzere tıbbi müdahale için dört temel şart aranmaktadır. Bunlar; tıbbi müdahaleyi yapanın hekim (sağlık personeli) olması, endikasyon, aydınlatılmış hastanın rızası ve tıp biliminin verilerine uygun tıbbi müdahaledir.

Tıbbi Müdahalenin Kanunun Yetkili Kıldığı Kişilerce Yapılması

Tıbbi müdahalede bulunma yetkisi kanunda tanındığında hukuka uygun olacaktır. Tıbbi müdahalede yetkiye sahip olanlar, hekim, ebeler, sağlık memurları, hemşireleri diş hekimleri, hastabakıcı hemşireler, diş protez teknisyenleri ve sünnetçilerdir. Ancak yetki, esas itibariyle hekimlerde bulunmaktadır. Sonuç olarak, yetki için genel kurallar; 
Meslek tanımı, adı, yetki sınırları ve görevler belirli bir yasal düzenleme ile belirlenmiş olmalıdır. 
Meslek uygulama yetkisi ancak o alanda eğitim ile kazanılmalıdır.
Diplomanın veya meslek belgesi Sağlık Bakanlığı’nca onaylanmalı/kabul edilmelidir.

Tıbbi Gereklilik (Endikasyon)

Anayasanın 17. maddesinin 2. fıkrasında Tıbbi zorunluluklar dışında kimsenin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı düzenlenmiştir. Endikasyon, tıbbi yardım veya müdahalede bulunmanın haklı sebebidir. Bu sebeple de endikasyon, tıbbi müdahaleyi hukuka uygun kılan unsurlardan biridir.

Aydınlatma ve Rıza

Bir kişinin, kendisi üzerinde yapılacak bir işleme özgürce ve sağlıklı karar verebilmesi için yapılacak işlemin içeriğini, olası sonuçlarını, olası yarar veya zararını iyi bilmesi, yani aydınlatılmış olması gerekir.
Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 15. Maddesinde ;

Hastaya;
a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği,
b) Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi,
c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri,
ç) Muhtemel komplikasyonları,
d) Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri,
e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri,
f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri,
g) Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği,
hususlarında bilgi verilir.

Aydınlatılmış onam, Türk Tabipler Birliği Meslek Etiği Kuralları’nın 26. Maddesinde;

Hekim hastasını, hastanın sağlık durumu ve konulan tanı, önerilen tedavi yönteminin türü, başarı şansı ve süresi, tedavi yönteminin hastanın sağlığı için taşıdığı riskler, verilen ilaçların kullanılışı ve olası yan etkileri, hastanın önerilen tedaviyi kabul etmemesi durumunda hastalığın yaratacağı sonuçlar, olası tedavi seçenekleri ve riskleri konularında aydınlatır. Yapılacak aydınlatma hastanın kültürel, toplumsal ve ruhsal durumuna özen gösteren bir uygunlukta olmalıdır. Bilgiler hasta tarafından anlaşılabilecek biçimde verilmelidir. Hastanın dışında bilgilendirilecek kişileri, hasta kendisi belirler. Sağlıkla ilgili her türlü girişim, kişinin özgür ve aydınlatılmış onamı ile yapılabilir. Alınan onam, baskı, tehdit, eksik aydınlatma ya da kandırma yoluyla alındıysa geçersizdir.

Tanımlanmıştır.

Aydınlatma yükümlülüğü, hekime aittir. Bu hekim, tedaviyi uygulayan, müdahaleyi yapan hekimdir. Aydınlatılacak kişi ise tıbbi müdahaleye maruz kalacak kişi hastadır. Hastanın da kendi geleceğini belirleme hakkını kullanabilmesi için karşılaşacağı müdahale hakkında direkt bilgi sahibi olması gereken kendisidir. Aydınlatmanın kapsamı ise, Hasta Hakları Yönetmeliğinin 15. Maddesinde ve Türk Tabipler Birliği Meslek Etiği Kurallarının 26. Maddesinde belirtilmiştir. Acil bir durum söz konusu olmadığı sürece, hastaya makul ve uygun bir süre tanımalıdır. Kural olarak aydınlatma, ameliyattan en geç bir gün önce yapılmalıdır. 
Hastanın yapılacak müdahaleye ilişkin rıza göstermesi noktasında hekimin aydınlatma yükümünü gereğince yerine getirmiş olması büyük önem taşımaktadır. Rıza açıklamasının müdahaleden önce veya somut olayın özelliğine göre, en geç müdahale anında yapılması gerekir. Rıza, açık veya zımni olarak verilebilirse de, bu durum hekimin aydınlatma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacaktır. Rıza, kural olarak sözlü olarak açıklanabilir. Ancak mevzuattaki yazılı rıza alınmasına ilişkin hükümler saklıdır. Önceden verilmiş rıza her zaman geri alınabilir.

Tıp Biliminin Verilerine Uygun Tıbbi Müdahale

Tıbbi müdahalenin hukuka uygun olabilmesi için, tıp biliminin verilerine uygun olarak gerçekleştirilmesi gereklidir.  
Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 11. Maddesinde; 

Hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir.
Tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamaz.

Madde de belirtildiği üzere hastanın, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir. Müdahale dikkatsiz, özensiz ve tıp biliminin gereklerine aykırı yapılırsa hekimin faaliyeti hukuka aykırı olacaktır. Hukuka aykırı müdahalede bulunan hekime karşı malpraktis yani tazminat davası açılabilecektir. İstanbul’da bulunan bir hukuk bürosu olarak sağlık hukuku alanında size bu davayı açmak konusunda yardımcı olabiliriz. Bu davaları açmadan önce Sağlık Hukuku alanında uzman bir avukata danışmanız gerekmektedir. Aksi takdirde davasının başarısız olma ihtimali çok yüksektir.

Tıbbi müdahalenin yukarıdaki şartları taşımaması halinde İstanbul malpraktis avukatına başvurmanız gerekmektedir. Tıbbi müdahalenin hukuka uygun olmadığının tespiti İstanbul malpraktis avukatı tarafından yapılacaktır. Tıbbi müdahale eğer hukuka aykırı yapıldıysa malpraktis söz konusu olacağı için tazminat hakkınız doğacaktır. Türkiye Hukuk bürosu olarak hatalı tıbbi müdahaleden yani malpraktisten kaynaklı tazminat alabilmenize yardımcı olabiliriz.